Pilotluğa Giden Yol 2 – Amerika Günleri 1

by Caner

Brinci yazıdan sonra ikinci yazımı da hazırlamış bulunuyorum. Eğer ilk yazıyı okumamışsanız bu kısmı okumadan önce ilk olarak buraya bir göz atın derim.

Birinci yazıya ilaveten eklemek istediğim maaş konusu bulunmaktadır. Eğitim boyunca verilen 360 Euro bize PTN tarafından verilen miktardır. Bu süre zarfında şirketimiz tarafından aylık olarak hepimizin hesabına 2 asgari ücret + yurt dışında geçen gün başına 25 dolar olacak şekilde maaş ödemesi yapmıştır. Bu imkanlarda gerçekten eğitim için gidilmesine göre çok iyi maaşlardır. Başka bir örnek vermek gerekirse Swiss için ABD’de eğitim alan arkadaşlarımıza şirketleri maaş vermiyorlardı. Çocuklar piotaj eğitimi sırasında yaşam giderlerini kendileri karşılıyordu. Biz ise hiçbirşeye para harcamayıp üstüne maaş alıyorduk. Ne kadar şanslıyız bir düşünün…

Şimdi gelelim ABD maceramıza. Vizelerin sorunsuz alınmasının akabinde Amerika’ya gidiş için gerekli hazırlıklar yapılmaya başlandı. Ancak burada bizi üzen birkaç uygulama oldu. PTN tarafından bize ABD hakkında seminer vermek için sınıfa getirilen hanımefendi ABD halkı ve kültürü hakkında bilgilendirme yapacaktı. Ancak öyle bir seminer oldu ki dediklerinden bazılarını size aktarıyorum: “Amerika’da kadınlar iş hayatında vardır. Lütfen kadın gördüğünüzde arkanızı dönmeyin”, “Kadınlar toplumun bir parçasıdır. Selam verirken mutlaka ellerini sıkın”, vb.. bu tarz gereksiz bizi resmen küçük düşürmeye yönelik sözde cümlelere tabiki gereken tepkimizi gösterdik. Bunun dışında bazı gerekli bilgilerde vermedi değil. Onlardan en önemlisi zorunlu bahşiş. Arkadaş ABD’de gittiğin yerde yemek yerken üzerine zorunlu bahşiş bırakman gerekiyor. Bu dediğim olay restorantlar için geçerli olmakla birlikte Mc donalds, Burger King vb. yerlerde geçerli değil. Hayatımda böyle saçma birşey görmedim. Gidiyorsun yüzüne bakmıyorlar bir de bahşiş veriyorsun !

Daha sonra okul tarafından PTN ve Amerika’da uçuş yaptığımız Flight Safety uçuş okulunun bir yöneticisi ile telekonferans yöntemi ile görüşme gerçekleştirdik ve ABD seyehatimiz, Miami-Vero Beach arası aktarma vb. hakkında detaylı bilgi aldık. Artık tüm hazırlıklar tamamdı ve A380 ile gerçekleştireceğimiz Miami uçuşunu hepimiz bekliyorduk.

Uçuşumuzu A380 ile gerçekleştirecektik. İlk defa 380’e binecek olmak o uçağı gözlemleyecek olmak da benim için ayrıca bir mutluluk kaynağıdı. Uçtuğumuz uçağa ait hatıra fotoğrafı aşağıda yer almaktadır.

Lufthansa A380

Yolculuk genel olarak iyi geçti. Ancak reklam yapmak gibi olmasın bizim şirketimizin yanından bile geçemez. Lufthansa ile toplamda 4 kere uzun uçuş gerçekleştirdim ama hizmet kalitesi olarak kesinlikle bizim gerimizdeler. Hele THY’nin yemekleri yok mu hepimizi bitiriyor. Yakın zamanda bizim şirket ile Miami’ye uçuacağım eşimle o zaman iki farklı firmayı detaylı bir şekilde karşılaştıracağım :). Uçakta domuz etinden yemek yememek için müslüman yemeği tipini seçmiştik hepimiz. Bu gerçekten iyi oldu çok acıktığımız sırada yemek dağıtımından önce bizim yemekler geldi hem karnımız doydu hem de domuz eti yememiş olduk :p. Miami’ye indiğimizde hava güzeldi. Almanya’dan sonra Florida havası tartışmasız olarak kendimizi cennette hissettirdi (Almanya’da ilk 10 gün güneşi görmeden yaşamak zorunda kalmıştık) Amerika’ya giriş kısmı biraz sıkıntılı oldu grup için. Hepimizin eğitim dokumanları vs olmasına rağmen aramızdan bazılarını özel olarak sorguladılar. Pilot olup ne yapacan, neden buradasın, bavulunu vs aç gibi sorular ile arkadaşlarımızı terlettiler. Aslında bu rutin bir uygulamamış pilot olmak için başka ülkeden gelen grup halindeki insanları özel olarak sorguluyorlar. Bu yüzden eğer ABD’de eğitim almayı düşünüyorsanız. Ülkeye giriş ve çıkışlarda iki kat dikkatli olmanız benden size bir tavsiye.

Bavul ve toplantı faslını bitirdikten sonra bizi bekleyen şöförümüz ile buluştuktan sonra bizi uçuşlarımızı gerçekleştireceğimiz Vero Beach şehrine götürmesi için yola koyulduk. Vero Beach hakkında detaylı bilgiye buradan erişebilirsiniz. Bilmeyenler için Florida eyaleti dümdüz bir engebesi olmayan araziye sahiptir. Bu yüzden saatlerce dümdüz yollarda gitmek Florida’da yaşanlar normal birşey ancak benim buna pek alışkın olduğum söylenemez. İnsan belli bir süre sonra sıkılıyor :). Yaklaşık 3 saat süren yolculuğun ardından şehrimize vardık. Akşam hava karardıktan sonra şehre vardık ve PTN’in temsilcileri Guenther ve eşi Ingrid karşıladı. İkisi PTN’nin Flight Safety uçuş okulunda PTN’nin temsilcisiydi. Eşi öğrenci işleri ile uğraşırken Guenther ise yönetimsel işlerle uğraşıyordu. Boş vakitlerinde de uçuş hocalığı yapıyordu. İki kişi hakkında düşüncelerimi sonlara doğru uzun olmazsa sizinle paylaşacağım.

Amerika’da yaşayacağımız yer Vero Beach havalimanının yanında Flight Safety uçuş okulunun tesisleri içerisindeydi. Flight Safety Florida’nın en büyük uçuş okullarından birisidir. 100 civarında uçağı vardır sanırsam. (resmi sayıyı bilmiyorum sadece aprondaki manzaradan bir sayı çıkardım). Burada hepimiz yurt diye adlandırılan 80 li yıllardan kalma saçma sapan yerlerde kalacaktık. Biz filo geneli hepimiz kişi başı günde 4 euro fazla vererek tek odada kalmayı seçtik. Tek odadan kastım eve giriyorsun 3 oda her odada biri yaşıyor tuvalet mutfak ortak. Ancak mobilyalar elektronik aletler vs gerçekten çok eskidi. Ayrıca yerdeki halılar en az 10 yıllık ve ayakkabı ile girildiğinden kirliydi. Haftada bir yapılan sözde temizliğe rağmen gerçekten odalar umut vaadetmiyordu. Ancak insanoğlu evrim geçirip her şeye ayak uydurabiliyor. 3 ay bu yerlerde kaldığımızda çıkarken bir 3 ay daha kalırım bu ve benzeri yerde diyordum 😀

Dikkat ettiyseniz başladı yavaş yavaş şikayetler mutsuzluklar vs 🙂

Ertesi gün sınıfça okulun tesislerinde yer alan sınıflardan birinde oryantasyon eğitimine başladık. Kaldığımız yerler ile sınıflar arası yürüyerk 2 dakikaydı bu sebeple ders saatinden 15 dakka önce kalkmak bile yetiyordu. Bize ilk gün öyle bir giriş yaptılarki zannedersin askeriyenin sivilde hayat bulmuş hali bu okul. Yok efendim şu yasak bu yasak şunu yapamazssın bunu yapamazsın atarız satarız keseriz vb. Bu işler hep orada müdürlük yapan Nancy teyzeden kaynaklanıyordu. Yetkiyi eline alan ve sert kadın izlenimi vermeye çalışan biriydi kendisi. Bize 2 gün boyunca yapmayın dediği ne varsa orada eğitimde olan diğer ekiplerce düzenli olarak yapılıyordu. İçki içmenin yasak olduğu yerde zilzurna çırılçıplak gezen PTN’nin yabancı öğrencileri ortalıkta gezerken Nancy hanım ortalıklarda hiçyoktu.

1-2 Gün süren şunu yapmayın bunu yapmayın çobanlık eğitiminden sonra sıra nihayet havacılık ile ilgili birşeyler yapmaya gelmişti. Bunun öncesinde güzel bir uygulama ile sim kartlarımızı alıp şehir ve yemek düzeni hakkında temel bilgiler de elde etmiştik şimdi hakkını yemeyelim organizasyonun.

Yemek olarak havalimanı restorantından yemek yememiz için kuponlarımız vardı. Günde 2 kupon veriliyordu. Bunlardan bir tanesi sabah kahvaltısı diğeri ise öğle veya akşam yemeği içindi. Burada PTN’nin yaptığı bir çakallık vardı. Bunu 50 kere dile getirdik ancak kimse oralı bile olmadı. Almanya’da verdikleri paralar yemek için yeterli oluyordu ancak burada 2 kupon verip birde üstüne aylık 100 dolar veriyorlardı yani günlük öğün için 3 dolar ! ne yemek yersin ya 3 dolara. Ayrıca Amerika’da kahvaltı kültürünün bizimkinden katkat farklı olması sebebiyle en kolay doyan adam bile bu Amerikalıların kahvaltı için verdiği şeylerden aç kalkıyordu :D.

100 gün ardından yemek hakkında ne düşünüyorsun diye sorarsanız  5 farklı yemeği 100 gün boyunca yediğin bir ortam düşünün derim daha da bişey demem. Bu kadar yeme içme yeter şimdi iş sırası ! ( Arkadaş ne dolmuşum be bıraksan sayfalarca adamlara sayarım :D)

Aşağıda kampüs ortamından çekilmiş birkaç fotoğrafı sizinle paylaşmak istiyorum.

Uçuş eğitimlerini dört gözle bekliyorduk ancak öncesinde hazırlık aşamasında bize bazı temel bilgileri aktardılar. Burada yapacağımız uçuşlar vfr uçuşları olacağı için ve vfr uçuşlarında referans olarak alınan noktalar yeryüzü şekilleri, otoyol, göl vb. olduğundan çevreyi tanımak ve çalışma sahalarını bilmek bizim için önemliydi. Bunun için çevreye uyum sağlamak için birkaç flight sim. uçuşu yaptık. Burada standart bilgisayarlarda bildiğiniz flight simülatör ile yaptığımız uçuşlar çok eğlenceliydi. Multiplayer counter oynar gibiydik bir tane de ATC vallahi çok zevkliydi. İnternet kafelerde bunu döndüren varsa hemen gelirim :P. Bu arada yaptığım bir gözlem: Simulatörlerde uçağı uçurmak gerçeğine göre çok daha zor!

Bu arada her eve bir tane telsiz verdiler. Bu telsizler aracılığı ile kule frekansını dinliyorduk. Arkadaşlar bu aşama gerçekten çok önemli ingilizce ne kadar biliyor olursanız olun adamlar kendi dillerini konuşarak (çoğu zaman standartların dışında) üstüne cızırtılar arasında sıfır deneyim varken bu olay kolay değil. Bu yüzden telsizleri alıp dışarı çıkıp vero beach haritasının yanında hangi uçak havalimanına nereden yaklaşıyor vs bunları dinliyorduk. Ayrıca spora giderken sürekli olarak bu siteden yayınları diyordum. Bayağı faydasını gördüm. Live ATC hala boş zamanlarımda dinliyorum. İstanbulda neredeyse tüm uçaklar Turkish call sign’a sahip olduğu için dinledikçe insan kendini geliştiriyor ve hata yapma ihtimalini azaltıyor.

Uçuş görevlerine ilk 3 uçuşu FNPT 2 olarak adlandırılan simulatörlerde gerçekleştirdik. Bu görevler olaya ısınmak için giriş niteliğindeydi. Bir kez daha simler gerçek uçuşa göre çok daha zor!

İlk uçuşumu aslında çok fazla hatırlamıyorum. Çünkü ilk uçuş daha çok fun flight olarak geçmişti. Daha önce birkaç kez küçük eğitim uçaklarında uçtuğum için bu duygunun nasıl olduğunu biliyordum. Ama harika olan şey floridanın manzarasıydı. Havaya çıktığımda yerde yerde gerçekleşen hoşnutsuzluklarımı bir kenara bırakıyordum. Çünkü herşey süperdi. Floridanın bir diğer özelliği ise havada kaybolmak neredeyse çok zor. Kaybolduğunda ne mi yapacan? Tabiki doğu kıyısını bulup kenardan kenardan şehri arayacan aradan dalıp kule menziline girdiysen kule ile konuşup izi alıp hava sahasına girecen kendini yere atacan :). Havada kaybolmak Florida semalarında yine de çok oluyor bizim gibi yüzlerce tecrübesiz aynı anda havada olduğundan dolayı stres faktörü de devreye girince kimi zaman kayboluyor insanlar ben hiç kaybolmadım ama kaybolanları anlayabiliyorum. Zaten kaybolunca yapılacak en önemli şey kaybolduğunu kabul edip (hiç ben kaybolmam nasıl olur gibi babayiğitlik yapmadan) Miami radar ile iletişime girip verilen squawk kodunu girmek. Sonrasında adam seni evine yönlendiriyor :D. Bu onlar için sıradan birşey.

Aslında Amerika’da havacılık çok sıradan. Havada uçaklar o kadar yakın geçiyorki birbirine kimi zaman bunlar formasyon mu yapıyor acaba diye düşünüyorsun. Otomobil kullanır gibi uçak kullanıldığı için Amerika’da havacılık çok gelişmiş. Neyse dönelim ilk görevlere. Aslında havacılıkta ilk öğrendiğim şey uçağın asıl derdinin uçağı indirmek olduğu oldu. Şimdi uçarken kaptanlarımız hep diyor uçağı indirmek his işi diye. Tamamen öyle. Hissedeceksin hissettikten sonra gerisi geliyor. İlk görevlerde temel hava hareketleri havalimanı giriş çıkış noktaları raporlama konuşma gibi temel konuları işliyorduk ve bolca iniş denemesi yapıyorduk. Prosedür olarak genellikle stall çalışmaları (clean, approach), trafik paternleri, slow flight, steep turn vs deniyorduk. Kalkışlar zaten kolaydı ancak tüm zorluk inişlerdeydi. İlk 4-5 uçuştan sonra hala düzgün inemiyorduk. Vallahi tam hatırlamamakla birlikte 12. görev solo görevi gibiydi.  Amerika’da airline’da uçabilmek için ilk olarak 1500 saat uçuş zorunluluğu bulunuyormuş. Bu yüzden okuldan mezun olanların birçoğu bu saati uçuş hocalığı, towing aircraft vs. yaparak dolduruyorlar. Bu sebeple hocalarda yaş ortalamaları düşük oluyor. Bizim uçuş okulunda da aynı durum söz konusuydu kişiler birer birer gelip gidiyor ve ortalama yaşları bizim eğitim grubu ile aynı oluyordu. Bundan dolayı disiplin olarak biraz gevşek oluyorlardı. Almanya’daki uçuşlarda bu disiplin en üst aşamada iken ABD’de genelde rahat hocalarla uçuyorduk.

Bizim hoca da okuldaki en disiplinli hocalardan biriydi. 2000 saat uçuşu olmasına rağmen yine de hocalığa devam ediyordu. Bu sebeple bizi bayağı bir sıkıştırıyordu. O bile 6. uçuş civarında iyi gidiyorsunuz deyince ben de diyordum daha inemiyoruz arkadaş ne iyi gitmesi? Ancak ne hikmetse 8. uçuştan sonra sihirli bir el resmen bana dokundu ve bir anda inişleri gerçekleştirmeye başladım ( 7. uçuş herhalde 11 touch and go yaptım :D) neyse yine de solo görevine hoca zamanında göndermedi ve bir ekstra uçuş verdi. Bunun sebebiyde son inişte inerken centerline’a inememişim. Neyse bir görev daha uçtuktan sonra artık solo uçuşa hazırdık! Şimdi solo uçuşa geçmeden önce sizinle havada çektiğim güzel Florida manzaralarını ve birkaç diğer fotoğrafı paylaşmak istiyorum!

Solo uçuş öncesi hoca soloya çıkabilir demeden önce birlikte bir saat uçuş gerçekleştirdik ve yere inip soloya çıkabilir kağıdını imzaladı ve beni soloya gönderdi. Solo uçuş öncesi 1 saatlik uçuşta çok rahattım ama ne zamanki hoca kapıyı kapadı ve beni uçuşa gönderdi acaba yapabilirmiyim korkusu başladı bende. O zaman yaşadığım duyguları hiçbiryerde yaşamamıştım gerginlikten ve stresten daha park alanından çıkmadan gözlüklerim buhar olmuştu ve sırılsıklam olmuştum. Sanki etraf 50 dereceydi benim için o an. Bir yanım yaparsın diyordu ama bir yanımda hep acabalar vardı. Uçuşlar sırasında patternde kalacaktım ve full stop taxi backler yapacaktım zaten yarım saatlik bir uçuştu. Ne olabilirdi ki? Neyse çıktık ve uçuşa başladık. Burada Murphey devreye girdi. Bir işin ters gitme imkanı varsa gider arkadaş! O zamana kadar yapmadığım herşeyi non standard olarak bana yaptırmaya başladı kule. downwind uzat, şuradan çık buradan gir şöyle yap böyle yap derken bir yandan da soloda olduğumu biliyorlardı. Hatta hiç unutmam bir hata yapım extend your upwind demiş ben o heyecandan hiçbirşeyi duymadım :D. Daha sonra da bana birinin önüne geçtin demiş ben uzatmayınca. Ben bunları yerde öğreniyorum hocadan :D. Ama bir şekilde bitti ilk solo 2 full stop taxi back ve kalkışı takiben ilk yanlız uçuşum 36 dakika sürmüştü. İnişte kulenin tebrik etmesi ise bu iş oldu dedirtmiştim kendi kendime 🙂

Solodan sonra uçuşların 2. fazına geçmiş olduk. VFR eğitimi toplamda 3 fazdan oluşuyordu. Genel olarak ilk faz uçağa hazırlık temel hareketler gibi çalışmaları yaparken ikinci aşamada solo uçuşlar ve xcountry dediğimiz bölge dışında  değişik havalimanlarına yaptığımız uçuşlar vardı. İşin zevkli kısmı burada başlıyordu. Tek başına uçmak ve hoca ile değişik yerlere gitmek çok güzeldi. Avrupada ve ülkemizde genellikle uçabileceğin havalimanları sınırlıyken Amerika’da bugün de şuraya gideyim giderken de şurada bir touch and go yapayım deyip gidiyordun kimse neden geldin vs demiyordu. Bu yüzden çiftler hobi amaçlı atlayıp uçaklarına geziyorlar ve restorantta yemeklerini yedikten sonra evlerine geri dönüyorlardı. Yakıt ucuz olunca neden uçakla gezmeyesin ki? Süperdi kısaca havacılık Amerika’da. 2. eğitim aşamasında öncelikle belli başlı yerlere uçsakta sonrasında Florida’da batı, doğu, kuzey demeden Miami, Orlando, Tampa uçuyorduk. Uzun menzil gidebilmek için iki kişi ve bir uçak yola çıkı 5 saat sonra geri dönüyorduk. Kimi zaman yorucu oluyordu o gürültülü ortamda ama yinede Miami Beach üzerinde uçakla uçmak her zaman yapılacak birşey değil değil mi ?  NASA tesisinde fırlatılan roketi havada izleyebilmek veya NASCAR yarışlarının olduğu ortamı yukarıdan bakabilmek gibi uçarken elde edebileceğin güzel deneyimlerde uçuşun getirileri olarak karşıma çıktı. İnsanın hayatında yapamayacağı birçok şeyi en güzel zamanında yapabilmek bizim için süper birşey. Sonuç olarak pilot olun güzel iş 🙂

Zaman ilerledikçe yaz dönemine doğru geliyorduk. Bu sebeple havanın aktivitesi de ısınan hava ile birlikte artmakta ve yağışlar ile fırtınaları beraberinde getiriyordu. Bu sebeple eğitimde aksamalar gerçekleşiyordu. Birçok boş zamanımız da oluyordu. Burada havacılığa biraz ara veriyorum ve Vero Beach’de sosyal yaşama geri dönüyorum :).

Sosyal yaşam mı? Sosyal yaşam ne arar la Vero Beach de? Evet evet nasıl olur dediğinizi duyuyorum şimdiden.

You may also like

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.