Pilotluğa Giden Yol 3 – Amerika Günleri 2

by Caner

Uzun bir aradan sonra serinin 3. yazısı ile karşınızdayım. ilk yazıya buradan ikinci yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Bir önceki yazımızı Vero Beach’deki sosyal hayattan ipucu vererek bitirmiştim. Kaldığımız yerden devam edelim.

Bir şehir düşünün herkes yaşlı bir şehir düşünün ki herkes varlıklı. İşte o şehir Vero Beach. Girdiğiniz her mekanda gittiğiniz her yerde sizi güler yüzlü ve yaşlı amcalar ve nineler karşılıyor. Bu sebeple şehirde aktivite anlamında çok fazla şey bulamıyorsunuz. Gitmeden önce hocalarımız demişti de inanmamıştık ! Şehirde yapılabilecek aktivitelerin başında okyanusa gitmek, timsah turuna katılmak aklıma gelenlerden. Eğer araba kiralayıp 2-3 saat uzaklıkta aktivite arıyorsanız o zaman sınırsız aktivite sizi bekliyor olacak. Ne de olsa Miami ve Orlanda 3 saat uzaklıkta ! Uçuş okulumuz uçmadığımız zamanlarda uçağın arka koltuğunda oturup uçuşu gözlemlememizi istiyordu. Bu da günde ortalama 5-6 saat uçuş demek oluyordu. Gün içinde çok fazla yorulduğumdan ve ertesi gün eğer uçuş varsa o günü dinlenerek geçiriyordum. Vero Beach’de ulaşım için kullandığımız temel araç bisikletti. Hepimizin bisikleti vardı. Kaldığımız yer ile havalimanı arası 500 m’di. Bu sebeple o sıcaklarda hedefe ulaşmak için güzel bir araçtı. Ancak daha uzak yerlere gitmek isterseniz bisiklet çaresiz kalıyordu. ABD’nin birçok yerinde olduğu gibi Vero Beach’de de arabanız yoksa bir hiçsiniz.

Şehir dışı olarak gittiğim yerlerin başında tabiki Miami, Orlando bulunmaktaydı. Miami, beklediğimden ucuz eğlence hayatı ve şehir yapısı güzel bir şehir ancak bence okyanuz bize hitap etmiyor. Acayip dalgalar, köpek balığı tehlikesi yüzmenizi neredeyse imkansız hale getiriyor sadece suda oynayabiliyorsunuz. Ama şehir gerçekten görülesi bir yer ve çok ucuz. Kennedy Space Center gittiğimiz bir başka yerdi. Gerçekten güzel kocaman bir yer olan space center için komple 2 gün ayırsanız gezmesi bitmez. Aşağıda sizinle birkaç fotoğraf paylaşmak istiyorum.

Şimdilik bu kadar sosyal hayat yeter. Asıl konumuz olan havacılığa geri dönelim. 2. uçuş fazını bitirmemizi takiben artık 3. aşamaya geçmiştik. Şahsi fikrimce en güzel aşama buydu. Bu fazda florida üzerinde istediğimiz meydana uçuşlar gerçekleştiriyorduk. Bu sayede birçok yeni meydan gördüm. Ayrıca Orlando International havalimanına touch and go yaptım. Ben touch an go yaparken yanımda b747 taksi yapıyordu :).  Amerika’nın pilotaj eğitimindeki en güzel yanı da bu trafik müsait olduğu sürece birçok meydana önceden izin almadan gidebiliyorsun. Bizdeki gibi bürokrasi yok. Müsaitse git iniş kalkış çalış geri gel. Süper ne diyelim inşallah avrupada da bir gün işler bu şekilde olur. Biz eğitimin ilk iki aşamasında neredeyse hep local uçmuştuk üçüncü aşama o yüzden çok zevkli geldi bize.

Şimdi geriye dönüp baktığımda en büyük eksiğin o zamanlar bir go pro kamerasına sahip  olmayışıdır. Her ne kadar Almanya’da alıp tüm IFR uçuşlarını kaydetsem de VFR uçuşlarımın olmayışı aklıma geldikçe beni üzüyor. Çünkü eğitimin ilk aşamasından son aşamasına kadar olan videolar sizin kişisel gelişiminizi de göz önüne seriyor.

Uçuşlar ilerledikçe artık Amerika günlerinin de bitişinin habercisi oluyordu. Bir yandan uçmanın zevkine yeni varıyorduk ama bir yandan da bitse de gitsek moduna giriyorduk. Sonunda sadece VFR gece uçuşlar kalmıştı. Bunları tamamladığımız zaman artık Amerika’da gerçekleştireceğimiz uçuşlar son buluyordu. Gece uçuşları çok zevkli geçmişti. zaten çoğunda havalimanı paterni içinde kalmıştı. Cross country uçuşlarında ise sahil kenarında şehirlerin sıralanmasını ve gece şehir ışıklarını takip ederek yolumuzu buluyorduk. Gece uçuşlarında o anda havada olan arkadaşlarla 123,45 Mhz pilot frekansından Türkçe muhabbet bile ediyorduk. En son kontrol uçuşunu da yaptıktan sonra Amerika’da olan uçuşların sonuna gelmiştik.

Son olarak Amerika’da gerçekleştirdiğimiz uçuşlar ile ilgili olarak birkaç analizimi sizinle paylaşmak istiyorum.

  • Amerika’da uçuş eğitimi; havalimanı çeşitliliği, genel havacılığın gelişmiş olması, ingilizce pratik yapılması, trafik sayısının çok olması, dikkat gerektirmesi bakımından son derece avantajlıdır.
  • Almış olduğumuz eğitimin kalitesi Almanya’da almış olduğumuz eğitimin kalitesi ile karşılaştırıldığında son derece zayıftır. Amerika’da eğitmenlerin birçoğu uçuş okulunu bitrip geçerli saati doldurup havayolu şirketlerine geçmeye çalışan kişilerden oluşmaktaydı. Bu sebeple hocaların yeterli hocalık tecrübesi yoktu ve öğretici olmak gibi niyeti olmayan kişiler nadirde olsa bulunmaktaydı.

Tüm bu aktardıklarım benim kişisel görüşlerim olmakla birlikte gözlemlerime dayanmaktadır. Bu sebeple bu değerlendirmeler sadece benim yaptığım uçuşlardan oluşmaktadır. Bunları paylaşmamdaki amaç tamamen okuyucu bilgilendirmek olup herhangi bir kurum veya kuruluşu kötülemek değildir. Havacılık çok denklemli bir olgu olduğundan dolayı değişik uçuş okulu ve/veya değişik hoca sizin kendinizi çok daha fazla geliştirebilmenize imkan tanıyabilecektir. Bu sebeple bu yazıları kendinize eğitim yeri belirlerken kesinlikle kullanmayınız. Yanıltıcı olabilir!

Son cümlelerimi yazdıktan sonra yazımı Amerika’dan ayrılırken çekmiş olduğum Miami manzarası ile tamamlıyorum. Bir sonraki yazımda Almanya’da ATPL sınavlarına hazırlanmamız sürecini sizinle paylaşacağım. Görüşmek üzere…

You may also like

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.